İstanbul, Beylikdüzü'nde merkezi bir konumda bulunan 2Face Psikolojik Danışmanlık Merkezi bilimsel bilgi ve yöntemler ile mesleki etik gibi konuları esas alarak, merkezimizde danışanlarımızın sorunlarına paralel çözüm üretmektedir. Beylikdüzü'nde faaliyet gösteren kurumumuz, alanında uzman kadrosu ile ihtiyaçlarınıza yönelik desteği sağlamaktayız.

UZMAN EKİBİMİZ

Hizmetlerimiz

  • Çift ve Aile için Psikolojik Danışmanlık

    Hayatımızda ilişkilerimizde nasıl problemler yaşayıp bazen çıkmaza giriyorsak, aynı sorunları romantik ilişkilerimizde y...
  • Çocuk ve Ergenler için Psikolojik Danışmanlık

    Çocuklar ve Ergenler için Kurumumuzda Alınacak Hizmetler: Çocuklukta Cinsel Eğitim, Sınır Koyma, Duygusal ve Davranışsal...
  • Doğum Öncesi ve Sonrası için Danışmanlık

    Günümüzde ihtiyaç haline gelen psikolojik danışmanlık, kişilerin yaşamları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır...

Video Galeri

  • ;
  • ;
  • ;

BLOG

Blog yazılarımıza göz atın...
Beylikdüzü Evlilik ve Çift Terapisi         |          Çift Terapisine Kimler Gitmeli? Çift Terapisinin Amacı Nedir? - Uzm. Psk. Gözde Nalbantoğlu

İlişkinizde sorunlar mı yaşıyorsunuz? Çift Terapisine ihtiyaç duyuyor, ancak nasıl başlayacağınızı bilmiyor musunuz? Gelin aklınızdaki tüm bu soru işaretlerini birlikte kaldıralım.

Çift Terapisine Kimler Gitmeli?

            Hiçbir ilişki mükemmel değildir. Her insan, ilişkisinin devam ettiği süreç içerisinde zaman zaman yardıma ihtiyaç duyabilir. Bu noktada ilişkisinde problem yaşayan herkes beylikdüzü çift terapisine başvurabilir. Ancak bu terapiye başvurmak için mutlaka ilişkinizde bir problem olması gerekmemektedir. Kimi zaman ilişkiniz için danışmanlık almak adına da bu terapi yönteminden destek alabileceğinizi unutmamalısınız.       

Çift Terapisinin Amacı Nedir?

            Beylikdüzü Çift terapisinin ilk amacı kişinin kendini anlaması ve ardından da empati kurmasını sağlamaktır. Bu süreç içerisinde içinde bulunmuş oldukları ilişkinin ihtiyaçlarını belirlemek ve de bu ihtiyaçlara yanıt bulmayı hedeflenmektedir. Aynı zamanda terapide partnerlerin birbiri ile derinden bir bağ kurmalarını sağlatmak ve güçlü ilişki dinamiklerini ortaya çıkartmaktır.

Terapist seanslarda ilişkinin doğru ya da yanlışını, haklı ya da haksızını belirleyen bir hâkim konumunda değildir. Bunun aksine terapist, yaşanan ilişkiyi yargılamayan, suçlamayan bir konumdadır.

Çift Terapisine Gidilirse İlişki Düzelir Mi?

            Öncelikli olarak psikoterapinin hiçbir kategorisi sihirli ya da mucizevi değildir. Bu süreçte ilk olarak partnerinizle birlikte ilişkinizi düzeltmek adına gönüllü olmanız ve çaba göstermeniz gerekmektedir.

Seanslara Çift Olarak Katılmak Mı Gerekmektedir?

             Beylikdüzü Çift Terapisine partnerlerin ortak karar ile başlaması seansın verimliliği açısından oldukça önemlidir. Ortak karar ile katılım sağlayan çiftlerin aslında aralarında belli bir düzeyde iletişim sağlandığını görmekteyiz.

            Eğer tüm bu çabalarınıza rağmen partneriniz çift terapisine katılmayı istemiyorsa, ilişkinizde yaşanan sorunlarda kendi rolünüze odaklanabilir ve ilişkiyi geliştirme konusunda neler yapabileceğiniz konusunda destek alabilirsiniz. Ancak özünde bu bir çift terapisidir ve iki kişinin varlığını gerektiren bir ilişki olduğu için çiftlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri, seansa birlikte gelmeleri önem arz etmektedir.

 

“İlişkiler ortaya koymak aslında şaşırtıcı bir şekilde kolaydır. Mutlu ilişkileri sürdürmeyi başaran çiftler, birbirlerinin umutlarını ve isteklerini destekleyen birlikteliklerini ortak bir amaç üzerine beraberce inşa eden çiftlerdir.”

Dr. John GOTTMAN

Evliliğimde Nasıl Mutlu Olurum? | Uzman Psikolog Gözde Nalbantoğlu

Evliliğimde Nasıl Mutlu Olurum?

İnsan hayatına ilişkin en önemli kurumlardan biri olan evlilik, birçok bilim dalının araştırma konusu olmuştur. Mutlu ve uyumlu bir evlilik, insan ruh ve beden sağlığı için önemli bir yerde olduğundan evlilikte mutluluk, evlilikte iletişim ve iletişimi sürdürebilme gibi kavramlar pek çok araştırmaya temel oluşturmuştur.

Tüm toplumlarda “evlilik” aile kurumunun temeli olması bakımından evrensel bir kavram olarak benimsenmektedir. Evlilik kararı alarak ortak bir yaşama başlayan eşler bu süreçte olumlu-olumsuz çeşitli deneyimler yaşamaktadır.

            Evlilik, iletişim ve etkileşim süreci olmakla birlikte aynı zamanda eşler arasında uyumun gerektiği bir birlikteliktir. Bu birliktelikte ilişkinin uyumu ve doyumu arttıkça evlilikteki mutluluk da aynı oranda artmaktadır.

Evlilikte sağlıklı bir iletişim kurmak ve bu ilişkiyi olumlu sürdürebilmek:

1.      Şeffaf Olun! Evliliklerde yaşanan en büyük problemlerden biri çiftlerin ilişkilerinde şeffaf olmamaları ve de duyguların net olarak paylaşmamasıdır. Sağlıklı bir evlilikte duyguların ya da düşüncelerin biriktirilmemesi, açıkça ifade edilmesi oldukça önemlidir.

2.      Duyguyu Anlamaya Çalışın: Evlilikte duyguyu paylaşmak yani “empati” yapmak ilişkiyi olumlu kılan en önemli faktörlerden biridir. Partnerinizin sadece söyledikleri değil, kimi zaman ses tonundan, kimi zamansa vücut dilinden ya da yüz ifadesinden onu anlamayı çalışınız.

3.      Sihirli Sözcükler Kullanın! Evlilikte yapılan yanlışlardan biri de “eşim zaten biliyor, söylememe ne gerek var” algısıdır. Ancak insanoğlunun var olma sürecinden bu yana hep sevgiye ihtiyaç duymaktadır. Bu yüzden de sevginin dili olan sihirli sözcükleri (seni seviyorum, benim için çok değerlisin…) kullanmakta cömert olmaktan çekinmemelisiniz.

4.      Net Olun, Rol Yapmayın! Bazı çiftler evliliklerinde oldukları gibi görünmekten, istek ve beğenilerini ifade etmekten kaçınırlar.  Ancak bu durum neticesinde eşler birbirlerini tanımakta ve birbirlerine uyum sağlamakta güçlük çekerler.

5.      Eleştirmeden İletişim Kurun: Evlilik kurumunda yapılan yanlışların bir diğeri de iletişim kurarken “eleştiri” yapmaktır. Eleştiriyle yapılan her iletişim maalesef ki eşler arasındaki anlaşmazlığı daha da yıkıcı bir hale getirmektedir. İşte bu yüzden evliliğinizde eleştiriden kaçınılmalı, “SEN …” le başlayan (sen de zaten hiçbir işi yapamıyorsun, sen çok dağınıksın…) hiçbir eleştiri cümlesi kurulmamalıdır.

6.      Hayalci Değil Gerçekçi Olun: Öncelikli olarak mükemmel ya da kusursuz bir evlilik yoktur. Hayal ettiğiniz ya da sanal ortamlarda görmüş olduğunuz pembe bir evliliğin gerçekleşme olasılığı araştırmalarda da görüldüğü üzere pek de mümkün değildir. Ancak evliliğinizde bir değişim istiyorsanız bunu birlikte değiştirmek için çaba harcamalısınız. Eşinizin tek taraflı değişmesini beklememelisiniz, onu olduğu gibi kabul etmelisiniz.

7.      Cinsel Yaşamınızı Canlı Tutunuz: Cinsellik eşler arasında sadece bedensel bir ihtiyaç değildir. Aksine evlilik uyumunu etkileyen ruhsal bir paylaşımdır. Cinsel yaşamınızdaki uyumsuzluklar diğer alanlara da yansıyacağından, eşlerin birbirlerinin cinsel istek ve beklentilerine duyarlı olunmalıdır.

8.      Destek Alın! Eşinizi çok sevmeniz ya da uyumlu bir çift olsanız da zaman zaman evliliğinizde içinden çıkamadığınız zor süreçlerin içinde olabilirsiniz. İşte bu durumda evliliğinize objektif bir şekilde yaklaşacak bir profesyonelden destek almanız evliliğiniz için faydalı olacaktır. Bu süreçte başvurulan evlilik terapilerinde eşlerin tek yönlü bakış açılarından çıkması, karşı tarafın duygu ve düşüncelerini anlaması sağlanır ve ortak paydada buluşulmasını sağlanır. Aynı zamanda evlilik terapisinde devamlı tartışılan ya da hiç konuşulmayan konular konuşulabilir hale gelir ve bir çözüme kavuşturulması amaçlanır.

Unutmayın ki mutlu bir evlilik için önce sağlıklı iletişim kurmak gerekir!

 

 

Gözde NALBANTOĞLU

Uzman Psikolog

 

Beylikdüzü Ergen Psikoloğu - Ergenlik Süreci ve Aile Tutumları | Uzman Klinik Psikolog Funda Es

  Ergenlik dönemi, insanın yaşamındaki geçiş dönemlerinden bir tanesidir. Ergenlik dönemi ile birlikte çocuk, yetişkinliğe ilk adımı atar. Çocuğun ergenlik dönemine girmesiyle birlikte çoğu aileyi birtakım zorluklar beklemektedir. Psikolojik, fiziksel ve sosyal yönden değişime başlayan ergen, etrafındakilerinin de bu değişime uyum sağlamasını ister.  Ergen, bu dönemde gelişimini tamamlamak adına bir kimlik arayışındadır,  aileden ayrışma, bireyselleşme gibi  ihtiyaçları oluşmaktadır.  ‘’ Ben kimim ‘’, ‘’ hayattan beklentilerim neler’’ sorularına cevap veren ergenler benlik algılarını oluşturmaktadır.  Fırtına-gerginlik dönemi diye de adlandırılan ergenlik döneminde ergenin en büyük şikayeti anlaşılmadığını düşünmesidir. Anne, baba veya bakım veren çocuğunu ne kadar iyi tanıyorsa bu süreci daha az çatışmalı geçirebilmektedir.  Burada ergen psikolojisini,  duygu iniş çıkışlarını, değişimini ,  anlayışla karşılanması gerekir.  Kendisi bile süreci ve bu duygu yoğunluğunu tam adlandıramazken ailesi tarafından eleştiriye ve yargılanmaya değil, kabul görmeye, anlaşılmaya ihtiyacı vardır. Genel olarak ergenlik dönemi zor olsa da , ergenlerin davranışları birbirinden farklı olabilmekte, değişiklik göstermektedir.  Kimi isyankar davranışlar sergilerken, kimi sessiz sakin , kimini ise saldırganca davranıyorken gözlemleyebiliriz.  Çıkan çatışmalar, kriz haline dönmeden çözüme kavuşuyorsa, ergen psikoloğuna ihtiyaç duyulmadan bazen aile bu süreci tamamlayabilmektedir. Peki aile bu süreci kendi içinde nasıl çözüme kavuşturmalı ve ergen çocuk psikoloğuna hangi durumlarda başvurulmalı, ergen psikoloğuna başvurulduğunda nasıl bir yol izlenir, neler yapar. 

Öncelikle aile bu süreci çok iyi bilmeli, anlamalı ve özenli davranması gerekir. Bunun için aile, çocuk psikoloğundan destek alıp kendisini hazırlayabilir.  Ergen bu dönemde ne kadar tutarsızsa,  aile o denli tutarlı davranmalıdır. Ergen gelişimi gereği,  biyolojik, psikolojik ve fiziksel olarak değişimleri yaşarken , ailenin davranışlarıyla ve sözleriyle şunu ifade etmesi gerekir:  ‘’ Ben yanındayım’’, ‘’ Seni anlıyorum’’, ‘’ İsteklerin ve arzuların değişebilir, fikirlerine saygı duyuyorum’’ , ‘’senin için buradayım, ne yapabilirim?’’ . Ergen burada anlaşıldığını ve değer gördüğünü hisseder. Güvende olduğunu düşünür. Unutmayın çocuğunuz bağımsızlık arayışında, kendi kararlarını vermek istiyor, kim olduğunu anlamak istiyor. Bunu ailesinin anlamadığını düşünen ergen kendi bildiği ve gördüğü yöntemlerle kanıtlamaya çalışacaktır. Onun kurmaya çalıştığı dünyasına destek olun, kendi dünyasında çoğunlukla yalnız kalmak isteyecektir, bu noktada aile endişeye kapılıp ‘’ tek başına ne yapıyorsun odanda, gel yanımızda otur’’ gibi cümleler kurmamalı, ‘’ yalnız kalmak isteyebilirsin, bizim yanımıza gelmek istediğin zaman gelebilirsin’’ gibi suçlayıcı ve yargılayıcı dilden uzak bir şekilde, istediğin zaman bize ulaşabilirsin biz buradayız mesajlarını her daim vermeli, hoşgörülü iletişim kurmalıdır ki ergen olumsuz bir durumla karşılaştığında ailesiyle paylaşmakta güçlük yaşamasın.   

Ergenlik döneminde aileyi endişeye sokan bir diğer durum ise kurulan arkadaşlıklardır. Aile için ne kadar endişe verici bir durum olsa da, ergen için en önemli konulardan bir tanesidir. Bir yere ,bir gruba ait olmak büyük bir arzudur. Ergen bilmediği duyguları yaşarken burada arkadaşlarından rol model alır. Birbirleri gibi kıyafet giyerler, konuşma tarzları benzer, aynı sanatçıdan, aynı müzik türünden hoşlanırlar. Bunları yaptıkça kendini oraya ait hissetmeye ve aileden bağımsızlığını ilan etmeye başlamaktadır. Aile bu davranışları gözlemleyip, ergeni değişmekle suçlayıp yasaklar koymamalıdır. Bunların gelişiminin bir parçası olduğunu bilip, kurduğu arkadaşlıkları desteklemelidir. Olumsuz durumlara karşı bilinçlendirilmelidir. Çocuğunuzla sohbet ederek  arkadaşlarını tanımaya çalışın. Bunu başka yollarla denemeyin, farklı yollar çocuğunuzun size olan güvenini kırıp, sizden uzaklaşmasını sağlayacaktır.  

Ergenlik süreci, açık, koşulsuz sevgi, hoşgörülü iletişimden uzak olduğunda aile içinde baş edilmesi çok daha güç problemler ortaya koyuyor. Ergen psikolojini etkileyen birçok faktör ortaya çıkıyor. Ergenlerde depresyon, davranış bozukluğu, yeme bozuklukları, intihar, obsesif-Kompulsif bozukluk gibi çeşitli ergenlik dönemi psikolojik problemlerle karşı karşıya kalınabiliyor. Ergen psikologları bu noktada devreye girmektedir. Aile işin içinden çıkamadığını düşündüğü noktalarda, iletişim konusunda  veya ergenlik dönemi psikolojik belirtilerinden yukarda sıraladığımız durumlar olduğunu düşünüyorsa ergen psikoloğuyla iletişime geçmelidir. 

Aile, ergen çocuk psikoloğuna başvurduğunda psikolojik bir rahatsızlığı olmasa bile, iletişim konusunda danışmanlık verir. Çocuk psikoloğu, ergen ile görüşmeler yapıyorsa, yakındığı durumları ele alıp , bu alanlarda çalışmalar yapar. Aile ile ilgili bir durumsa aileyi de seanslara ara ara alıp devam edebilir. 

Ruhsal bir rahatsızlık varsa, psikoterapide nasıl yol izleyeceğini  netleştirir, tedaviye başlar. Medikal bir tedavi gerekiyorsa, çocuk ve ergen psikiyatristine yönlendirme yapar. 

 

Ergenlik dönemi, insanın yaşamındaki geçiş dönemlerinden bir tanesidir. Ergenlik dönemi ile birlikte çocuk, yetişkinliğe ilk adımı atar. Çocuğun ergenlik dönemine girmesiyle birlikte çoğu aileyi birtakım zorluklar beklemektedir. Psikolojik, fiziksel ve sosyal yönden değişime başlayan ergen, etrafındakilerinin de bu değişime uyum sağlamasını ister.  Ergen, bu dönemde gelişimini tamamlamak adına bir kimlik arayışındadır,  aileden ayrışma, bireyselleşme gibi  ihtiyaçları oluşmaktadır.  ‘’ Ben kimim ‘’, ‘’ hayattan beklentilerim neler’’ sorularına cevap veren ergenler benlik algılarını oluşturmaktadır.  Fırtına-gerginlik dönemi diye de adlandırılan ergenlik döneminde ergenin en büyük şikayeti anlaşılmadığını düşünmesidir. Anne, baba veya bakım veren çocuğunu ne kadar iyi tanıyorsa bu süreci daha az çatışmalı geçirebilmektedir.  Burada ergen psikolojisini,  duygu iniş çıkışlarını, değişimini ,  anlayışla karşılanması gerekir.  Kendisi bile süreci ve bu duygu yoğunluğunu tam adlandıramazken ailesi tarafından eleştiriye ve yargılanmaya değil, kabul görmeye, anlaşılmaya ihtiyacı vardır. Genel olarak ergenlik dönemi zor olsa da , ergenlerin davranışları birbirinden farklı olabilmekte, değişiklik göstermektedir.  Kimi isyankar davranışlar sergilerken, kimi sessiz sakin , kimini ise saldırganca davranıyorken gözlemleyebiliriz.  Çıkan çatışmalar, kriz haline dönmeden çözüme kavuşuyorsa, ergen psikoloğuna ihtiyaç duyulmadan bazen aile bu süreci tamamlayabilmektedir. Peki aile bu süreci kendi içinde nasıl çözüme kavuşturmalı ve ergen psikoloğuna hangi durumlarda başvurulmalı, ergen psikoloğuna başvurulduğunda nasıl bir yol izlenir, ergen psikoloğu neler yapar. 

Öncelikle aile bu süreci çok iyi bilmeli, anlamalı ve özenli davranması gerekir. Bunun için aile, ergen psikoloğundan destek alıp kendisini hazırlayabilir.  Ergen bu dönemde ne kadar tutarsızsa,  aile o denli tutarlı davranmalıdır. Ergen gelişimi gereği,  biyolojik, psikolojik ve fiziksel olarak değişimleri yaşarken , ailenin davranışlarıyla ve sözleriyle şunu ifade etmesi gerekir:  ‘’ Ben yanındayım’’, ‘’ Seni anlıyorum’’, ‘’ İsteklerin ve arzuların değişebilir, fikirlerine saygı duyuyorum’’ , ‘’senin için buradayım, ne yapabilirim?’’ . Ergen burada anlaşıldığını ve değer gördüğünü hisseder. Güvende olduğunu düşünür. Unutmayın çocuğunuz bağımsızlık arayışında, kendi kararlarını vermek istiyor, kim olduğunu anlamak istiyor. Bunu ailesinin anlamadığını düşünen ergen kendi bildiği ve gördüğü yöntemlerle kanıtlamaya çalışacaktır. Onun kurmaya çalıştığı dünyasına destek olun, kendi dünyasında çoğunlukla yalnız kalmak isteyecektir, bu noktada aile endişeye kapılıp ‘’ tek başına ne yapıyorsun odanda, gel yanımızda otur’’ gibi cümleler kurmamalı, ‘’ yalnız kalmak isteyebilirsin, bizim yanımıza gelmek istediğin zaman gelebilirsin’’ gibi suçlayıcı ve yargılayıcı dilden uzak bir şekilde, istediğin zaman bize ulaşabilirsin biz buradayız mesajlarını her daim vermeli, hoşgörülü iletişim kurmalıdır ki ergen olumsuz bir durumla karşılaştığında ailesiyle paylaşmakta güçlük yaşamasın.   

Ergenlik döneminde aileyi endişeye sokan bir diğer durum ise kurulan arkadaşlıklardır. Aile için ne kadar endişe verici bir durum olsa da, ergen için en önemli konulardan bir tanesidir. Bir yere ,bir gruba ait olmak büyük bir arzudur. Ergen bilmediği duyguları yaşarken burada arkadaşlarından rol model alır. Birbirleri gibi kıyafet giyerler, konuşma tarzları benzer, aynı sanatçıdan, aynı müzik türünden hoşlanırlar. Bunları yaptıkça kendini oraya ait hissetmeye ve aileden bağımsızlığını ilan etmeye başlamaktadır. Aile bu davranışları gözlemleyip, ergeni değişmekle suçlayıp yasaklar koymamalıdır. Bunların gelişiminin bir parçası olduğunu bilip, kurduğu arkadaşlıkları desteklemelidir. Olumsuz durumlara karşı bilinçlendirilmelidir. Çocuğunuzla sohbet ederek  arkadaşlarını tanımaya çalışın. Bunu başka yollarla denemeyin, farklı yollar çocuğunuzun size olan güvenini kırıp, sizden uzaklaşmasını sağlayacaktır.  

Ergenlik süreci, açık, koşulsuz sevgi, hoşgörülü iletişimden uzak olduğunda aile içinde baş edilmesi çok daha güç problemler ortaya koyuyor. Ergen psikolojini etkileyen birçok faktör ortaya çıkıyor. Ergenlerde depresyon, davranış bozukluğu, yeme bozuklukları, intihar, obsesif-Kompulsif bozukluk gibi çeşitli ergenlik dönemi psikolojik problemlerle karşı karşıya kalınabiliyor. Ergen psikologları bu noktada devreye girmektedir. Aile işin içinden çıkamadığını düşündüğü noktalarda, iletişim konusunda  veya ergenlik dönemi psikolojik belirtilerinden yukarda sıraladığımız durumlar olduğunu düşünüyorsa ergen psikoloğuyla iletişime geçmelidir. 

Aile, ergen psikoloğuna başvurduğunda psikolojik bir rahatsızlığı olmasa bile, iletişim konusunda danışmanlık verir.  Ergen psikoloğu, ergen ile görüşmeler yapıyorsa, yakındığı durumları ele alıp , bu alanlarda çalışmalar yapar. Aile ile ilgili bir durumsa aileyi de seanslara ara ara alıp devam edebilir. 

Ruhsal bir rahatsızlık varsa, psikoterapide nasıl yol izleyeceğini  netleştirir, tedaviye başlar. Medikal bir tedavi gerekiyorsa, çocuk ve ergen psikiyatristine yönlendirme yapar. 

Sizde beylikdüzü ergen psikoloğu ve beylikdüzü çocuk psikoloğu konusunda Uzman Klinik Psikolog kadromuzdan danışmanlık almak istiyorsanız web sitemizden randevu oluşturabilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.